Was geschied in Kekroud? eine text über kerkoud in türkisch

Güney Kürdistan’da olup biteni gözlemlediğimizde elbette insanın aklına söylemek istediği bir çok şey geliyor. Ama biz kısa bir özet yaparak meramımızı daha aşağıda izah etmeye çalışalım.

IKBY kurulduktan sonra İki parti, İki aile, iki Peşmerge ordusu, iki istihbarat biriminin yanı sıra Güney Kürdistan’ın petrol gelirleri bu iki ailenin rant alanına dönüştürüldü. Silah ticareti Amerikalılara, diğer  ekonomi neredeyse tümü ağırlıklı oranıyla Türkiye’ye bağımlı hale getirildi. Bizzat Necirvan Barzani bir kaç yıl önce “Böyle giderse IKBY olarak iflas edeceğiz” demişti. IKBY olarak Parlamento kapatıldı. Seçimsiz ve de geçimsiz bir şekilde Mesut Barzani başkanlığını metazori devam ettirdi. Derken referandum kararı aldı. “Ölmek var dönmek yok!” anlamında ciddi sözler söyledi ve tüm eleştirilere ve Amerikalıların itirazlarına rağmen kararında diretti. Irak, Türkiye ve İran’ın referandumun iptal edilmesi, aksi taktirde saldırı dahil her türlü yola baş vurma tehdidlerine rağmen geri adım atmadı. Fiili saldır karşında “ölünceye kadar mücadele edeceklerini” Dünya’ya ilan etti. Mücadeleci çizgisinin yanı sıra, aşiretçilik, feodal bağlarla Güney IKBY özellikle de R. T. Erdoğan’la açıktan işbirliği, AKP kongrelerinde açık destek sunma gibi bir dizi ortak iş kotarılırken, Kuzey Kürdistan’ın 11 şehir ve kasabası yerle bir ediliyor bodrumlarda insanlar öldürülüyordu.

Irak Kürdistan Bölge’sinin ekonomisini Erdoğan rejimine bağımlı hale getirmesi, Batı ile ilişkileri gerilen Erdoğan’ın IKBY’nin petrolü sayesinde önemli bir gelir kaynağına kavuşması anlamına geliyordu. Bütün bunlar olup biterken, Barzani’nin Referandum kararı Kürdistan’ın dört parçasında geniş kitleler tarafından onay ve tevazu gördü. Her şeyden önce Barzani demokrat olsaydı iki seneden fazladır meşru olmayan bir şekilde başkanlık yapar mıydı?. Referandumu destekleyen biri olarak şunu bilmiyor değiliz; esasında Barzani Kürd halkını düşünmekten çok kendisine yeniden meşruluk kazandırmak için bu adımı attı. Ama buna rağmen bütün olarak Kürd halkı bu atılan olumlu adımı ciddi riskler içerse de destekledi. Geçmişin hatırına bir nevi son bir kredi olarak bunu yaptı. Ama sonuç ne oldu?Talabani’nin ailesi aile çıkarlarını Kürt halkının bağımsızlık rüyasına tercih ederek açıktan düşmanla işbirliği yaptı. Bir de utanmadan bunu zafermiş gibi Kürt halkına yutturmaya kalkıştılar. Kendisi gibi düşünmeyen aynı saftaki YNK’li yöneticileri de kaçırmaya, öldürmeye bile yeltendiler. 

Barzani’de Pemergelerini “boşa telef” olur inancıyla geri çekti. İnanılmaz bir yenilgi yaşandı. Neredeyse kurşun atmadan Kerkük Irak Ordu’su ve Haşti Şabi’ye altın tepsi içinde sunulmuş oldu. Referandum kararıyla birlikte dört parçadaki Kürd halkının verdiği krediyi Mesut Barzani iflah olmaz bir kumarcı gibi boşa harcamış oldu. Artık hangi sebep olursa olsun hiç bir neden Barzani’yi Kürd halkı nezdinde aklayamaz. Bütün Kürd halkı özellikle de Güneyli Kürdler artık modern bir toplum olarak, aile ve aşiret yapısını kullanarak üst iktidarı ele geçirmişleri sırtından atmalıdır. Kürd halkı iki ailenin elinde olan silah ve petrolü muhalif olanlara karşı bir baskı veya rüşvet aracı olarak kullanmasına izin vermemeli. İki ailenin ülke zenginliklerini kendi zenginlikleriymiş gibi kullanmalarına ve bu menfaatleri uğuruna düşmanla işbirliğine gitmelerine son vermelidir. Her toplumda olduğu gibi Kürdlerin yöneticileri de elbette çeşitli güçler ve devletlerle gerektiğinde görüşmeli hatta anlaşmalar bile yapmalıdır. Buna kimsenin itirazı olmamalı. Lakin hiç bir yöneticinin veya liderin hiç bir zaman hiç bir güce güven verme yetkisi olmamalıdır. 

Kürd Halkının hayati çıkarlarına ancak Kürd halkı karar vermelidir. Liderler ancak bu konuda halka sadece aracılık yapabilir, o kadar. Bir liderin her şeye kadir karar verme yetkisinin olduğunu idea etmesi gümümüzde en hafif deyimle ancak diktatörlük olarak izah edilebilir. Hiç bir halkın laik olmadığı böylesi bir rejimin Saddam, Evren, Esad vb. ağır deneylerden geçmiş Kürt halkına hiç laik değildir. Kürdistan’ı parçalara bölüp sömürgeleştirmesinde rolü olan sömürge devletlere, emperyalistlere ve Kürdistan’ın tarihi düşmanlarına hiç bir şekilde güven verme yetkileri hiç kimsede olamaz.

Yaşadığımız bu çağda Kürdistan’da hâlâ babadan oğula devam eden tiksinti veren gericiliği, bu iki ailenin geçmişindeki kahramanlıkların hatırına da olsa göz yummamalıyız. Güneydeki Kürd halkı halen var olmaya devam eden tüm feodal gelenekleri ret edilirken, bunu en katı biçimde devam ettiren ve bundan hala fayda sağlayan lider kadroların toplumsal bir mücadeleyle iktidarlarına son verilmelidir. Kürt Halkının Rojava’da, diğer Arap, Türkmen ve Hristiyan diğer halklarla hayata geçirmeye çalıştığı kendi kendini yönetme deneyinden dersler çıkarılmalıdır. Rojavalı Kürtlerin deneylerinden de faydalanarak, kendi kendisini yönetmeye yönelik yeni arayışlar içine girerek başına bela olan feodal sistemi yıkabilmek ancak bu şekilde mümkün olabilir.